|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
BİOREZONANS
İLE “SİGARA TEDAVİSİ”
Biorezonans maddelerin elektromanyetik
frekanslarının tedavi için kullanılması olarak
tanımlanabilir. Büyük guruplar üzerine yapılmış
ve devam etmekte olan bilimsel çalışmalar
etkileyici sonuçlar vermektedir.
Biorezonansın etkisini vücuttan nikotinin
frekansının temizlenmesi, bu sayede sistemin
işleyişindeki normallik halinin “nikotine
ihtiyaç olmaması durumu” olarak kodlanması
olarak açıklayabiliriz. Biorezonans sigaraya
karşı kullanıldığında sonuç kişide sigaraya
karşı oluşan bir duyarsızlık halidir.. Seans
bitiminde kişi kendini sigaraya karşı “ tok”
hisseder. Daha doğrusu “sigara ihtiyacı
hissetmeme” halindedir. Her şey normaldir ve bu
normallik halinin içinde artık sigara yoktur.
|
|
 |
|
|
Biorezonans etkisi bünyenin sigaraya
ihtiyaç duymaması, içilmeye kalkıldığında ise vücudun
buna karşı koyması şeklinde yaşanır. Bundan sonra
olabilecek sigara talebi artık sadece psikolojik
şartlanmalarla ilgilidir. Bu etkilerin nasıl
yaratıldığını açıklayabilmek için biorezonansın alerji
tedavisinde nasıl kullanıldığını anlamak gerekir
İLK DENEYİMLER
ALERJİ TEDAVİSİNDE ...
|
Biorezonans alerji tedavilerinde büyük
bir yenilik getirmiştir. Alerjen maddenin frekansının
vücuttan belli bir süreliğine temizlenmesi alerjileri
kalıcı olarak ortadan kaldırmaktadır.
Alerji kendisini geçmeyen cilt problemleri ile ya da
solunum yolu problemleriyle gösterebilir. Biorezonans
ile alerjen maddeye karşı vücutta kalıcı bir
duyarsızlaşma yaratılmaktadır.
Peki alerji tedavisini sigaraya karşı uygulanırsa ne
olur? “Sigaraya karşı vücudu duyarsızlaştırma” anlamına
gelecek olan bu işlem nasıl bir etki gösterir?
SİGARAYA KARŞI
ETKİSİ NASIL BULUNDU?
Biorezonansın sigaraya karşı kullanımı da ilk kez 2,5
yıl kadar önce Polonya'lı bir doktor tarafından denendi.
Yani ilk kez sigara bir alerjenmiş gibi düşünüldü ve
duyarsızlaştırma tedavisi sigaraya karşı uygulandı.
Sonuç şaşırtıcı idi.
Sigaraya Karşı Alerji Tedavisi uygulanan kişilerde
sigaraya karşı uzun süreli bir istek azalması oluyordu.
Bu kişiler bazen isteseler de sigara içemiyorlar, içmeye
kalkarlar ise kusmaya varan bulantı veya keyifsizlik
hali yaşayabiliyorlardı. Sigara içme isteği azalıyor,
içmek için çaba harcarlarsa bir süre sonra tiksinti
ortadan kalkıyor ama sigaradan zevk almama bir süre
devam ediyordu.
|
 |
|
Sigaraya karşı etkisi
anlaşıldıktan sonra, çok kısa bir süre içinde
Avrupa'nın birçok şehrinde biorezonans ile
sigara bırakma merkezleri açıldı. Bu
merkezlerden % 75 ile % 92 arasında başarı
haberleri gelmeye başladı. Polonya, İngiltere ve
Almanya'da 10.000 kişi üzerinde yapılan bir
çalışmada % 85 bırakma başarısına ulaşıldı.
BİOREZONANS NASIL UYGULANIR?
Sigaraya karşı etki, kişinin her zaman
kullandığı sigaranın frekansının tam ters olarak
vücuda geri verilmesi ile sağlanır. Tedavide
kullanılan frekanslar sigaranız içindeki 4000
kadar ayrı maddeden kaynaklanan karışık
paterndeki elektromanyetik frekanslardır. Amaç
vücudunuzda bu frekansların ortadan
kaldırılmasıdır.
|
|
|
Yapılan işlem alınan tüm
frekansların tam ters çerilmesi ve bu yeni
yaratılan frekans paterninin vücuda
verilmesidir. Kişi işlem sırasında genellikle
bir şey hissetmez. Ama işlem sonunda sigara
içindeki zehirli maddeler ve nikotinin
vücudunuzla bağlantısı koparılmıştır, nikotin ve
bu toksinler vücudunuzdan hızla atılmaya
başlamıştır. Sigaranın içindeki zehirli
maddelere artık vücudun toleransı yoktur.
Sistemin normal işleyişini korumak için nikotine
olan ihtiyacı ortadan kalkmıştır. |
|
 |
|
|
|
BİOREZONANS TEK
SEANSTIR...
Biorezonans standardı 45 dakikalık tek bir seanstır.
İkinci bir seansa çoğunlukla ihtiyaç olmaz. Tüm
başvuranların % 7 – 10 una ikinci bir seans uygulanır.
Tek seansta bırakamayan kişiler ikinci bir seansa girme
konusunda cesaretlendirilir ancak tekrar deneme kararı
kişinin kendisine bırakılır. (Lütfen kişiler arası
farklılıkların muhtemel sebeplerini okuyunuz)
TEMİZLENME NASIL OLUYOR?
Biorezonans seansı sigaranın içindeki toksik maddelere
karşı vücutta bir detoksifikasyon (temizlenme) başlatır.
Dokularda yerleşmiş olan toksinler olabilecek her yolla
vücuttan atılmaya çalışılır. Bu toksinlerin önemli bir
atılım yeri de kişinin cildidir. İlk birkaç gün sıcak
banyoda ve mümkünse küvette biraz fazla zaman geçirmek,
saunaya girmek veya kese yapmak cilt yoluyla atılıma
yardımcı olacaktır. Seans sonrası en az iki gün bol su
içme gerekliliği bu temizlenme işlemini böbrekler
yoluyla hızlandırmak içindir. Seans sonrasında yorgunluk
ve olabilecek hafif bulantıların sebebi de vücuttan
atılmaya çalışılan bu toksinlerdir.
ETKİ HER KİŞİDE AYNI MI?
Tedavi sonrasında kişiler üzerlerindeki biorezonans
etkisini fiziksel olarak hissederler. Etki psikolojik
şartlanmaya vs. bağlı olamayacak kadar belirgindir.
Vücutta yumuşak geçişli ama kişinin net olarak
hissettiği gerçek bir değişim yaratılır. Ancak kimi
insanlarda böyle bir etki ortaya çıkmaz ya da çok hafif
yaşanır. Bunun sebebi hala tam olarak bilinmemektedir.
Bu konuda yapılan bazı çalışmalar bizi “kişinin
bilinçaltının tedaviye izin vermemesi” “bilinçaltı
sekonder kazançlardan dolayı vücudun tedaviyi kabul
etmemesi” olasılığını düşünmeye yöneltmektedir. Bu
yüzden uygulama standardımızda “kişinin bu dertten
kurtulmayı istiyor olması, başkasının zoruyla değil
kendi isteği ile gelmiş olması” ilk önemli kıstastır.
Sigarayı bırakmanın gerçekten istenip istenmediği ilk
önemli sorudur.
Her insanda farklı etkiler görülür. Kimilerinde sigaraya
karşı tiksinti ve içememe etkisi daha güçlü iken kimi
insanda nikotin isteğinde azalma ve sigarayı unutma daha
ön plandadır. Kimi insan “sanki iradem güçlenmiş gibi”
diye yorumlarken, çoğunluk “sinirlilik beklerken aksine
bir rahatlık halinin olduğundan” bahseder. Kimisi ilk
günlerde zorlandığından ama dönüp baktığında “ bu kadar
kolay kurtulmayı beklemediğinden” , kimisi ise
“sigaranın aklından çıktığından, bazen birşey yapmayı
unutmuş olma hissine kapıldığından ve birden şaşkınlıkla
sigarayı bırakmış olduğunu hatırladığından” bahseder.
Kimisinde vücudun tepkisi “ilk birkaç hafta dumanlı
ortamlara girememeye” kadar varırken, kimisi de “yanında
içilen sigaradan rahatsız olmadığından ama istek de
duymadığından” bahseder. Çoğunluk “önceki
bırakmalarından hatırladıkları iştah açılmasının
olmadığını” söyler. Kimisi ilk gün “küvetteki suyun renk
değiştirmesine ” , “vücutta kül kokusuna” kadar varan
bir toksin atılımından bahsederken çoğunluk böyle bir
şey yaşamadığını söyler. Bütün bunların yanında küçük
bir gurup insan ise üzerlerinde hiçbir etki
hissetmediğinden bahseder. Her bünye biorezonansı kendi
ihtiyacına göre kabul eder.
YAN ETKİSİ VAR MI?
Biorezonans tamamen yanetkisiz bir tedavi şeklidir.
Vücudun dengelenmesi ve normal hale getirilmesi prensibi
ile çalışır. Sistemin kötü çalışmasına yol açacak
herhangi bir etki biorezonansla yaratılamaz. Çünkü bu
işlemde kullanılan elektromanyetik frekanslar vücutla
“rezonansa girmez”. Sadece sistemin daha iyi çalışmasını
sağlayacak tedavi şekilleri rezonansa girer.
Biorezonansla yapılan dengelemeden dolayı birbiri ile
bağlantılı olmayan birçok şikayetin aynı anda geçmesi
durumuna sıklıkla rastlanır.Yine de hamileliğin ilk 3
ayında kullanılmaz. Kalp pili taşıyanlara önerilmez.
Kullanılmasının riskli olabileceğini düşünebileceğimiz
durumlar da sadece bunlardır.
|
 |
|
KİLO ALACAK
MIYIM?
Kilo almamanızı sağlayacak ve
iştah açılmasını engelleyecek şey Biorezonansın
kendisidir. Ancak başka destekler de
kullanılabilir.
SİNİRLİLİK
OLACAK MI?
Biorezonans uygulamasından sonra bir süre devam
edecek “rahatlık ve sakinlik hali” bekliyoruz.
Sakinlik hali “genellikle” yaşanılan durumdur ve
vücudun tedaviyi kabul ettiğini / sistemin daha
rahat çalışmakta olduğunu düşündürür.
Sinirlilikle değil ama “kendini mutsuz hissetme”
durumuyla daha çok karşılaşabiliyoruz. Yumuşak
antidepresan özellikleri bulunan ve uyuşukluk
vs. gibi yan etkileri bulunmayan bazı bitkisel
destekler yardımıyla bu halin üstesinden kolayca
gelebildiğimizi bilmenizi istiyoruz.
|
|
HAZIR MISIN?
Biorezonans fiziksel olarak çok güçlü bir destek verir.
Psikolojik faktörler ise sigarayı hayatınızda koyduğunuz
yerle, bırakamama korkusunun ne kadar derin olduğuyla,
üzerinizde hissettiğiniz baskıyla ve bunlara benzer
diğer zorlayıcı psikolojik şartlanmalarla ilgilidir.
Size bu konuda da yardımcı olacağımızı bilmenizi
istiyoruz...
- Sigaradan zevk almayı bırakın içtiğinizin çoğu zaman
farkında bile olmadığınızı ve zorunda kaldığınız için
içiyor olduğunuzu görebiliyor musunuz?
- Başkalarının sözleriyle değil ama kendi içten
talebinizle artık kurtulmanız gerektiğine inanıyor
musunuz?
Artık zamanın geldiğine ve hayatınızda sigaranın
bitirilmesi gerektiğine inanıyorsanız bizi aramanızı ya
da başkasından yorum almak için çevrenizde biorezonans
uygulanmış kişileri araştırmanızı öneriyoruz...
Size maliyeti ; yaklaşık bir aylık sigara tutarı kadar,
220 ytl.
(Not:01-04-2007 tarihinden itibaren genel merkezimizin
ve diğer biorezonans merkezlerimizin aldığı ortak karar
neticesi 180 ytl olan sigara bırakma seansı 220 ytl ye
yükseltilmiştir.)
|
Sigara
ve KANSER
• Sigara kansere bağlı ölümlerin % 30'undan
sorumludur.
• Akciğer kanserlerinin % 85'i sigaraya
bağlıdır.Bir çalışmaya göre pasif sigara
içiminin de akciğer kanseri riskini % 25
arttırdığı bulunmuştur.
• Günde 1 paket sigara içen kişilerin
içmeyenlere oranla 10 kat daha fazla akciğer
kanserine yakalanma riski bulunmaktadır.
• Sigarayı bırakmak her yaşta kanser riskini
azaltır.
Sigaraya bağlı
kanserler
• Ağız-dil-yutak-gırtlak-tükrük bezi-diş eti
• Akciğer-bronş
• Yemek
borusu-mide-karaciğer-pankreas-bağırsak-anüs
• Böbrek-mesane-penis-vulva-rahim ağzı
• Kan kanserleri |
|
|
|
|
|
Ağız,boğaz ve yemek borusu kanserlerinin
%60 - 93'üne sigara ve tütün çiğnemek sebep olur.
Böbrek,mide,mesane ve pankreas kanserlerinde ve lösemide
artışa sebep olur.
Serviks kanserlerinin % 30'u aktif ve pasif sigaraya
içimine bağlanmıştır.
Pasif Sigara İçiciliği
Ev içinde sigara içiliyorsa;
Çocuklar ortalama günde 5 sigara içmiş olmaktadır.
Bebekler hastaneye 3 kat daha fazla başvurmaktadır.
Ani bebek ölümü riski 2.5 kat artmaktadır.
Bebeklerde kolik tarzı karın ağrısı 2 kat artmaktadır.
Çocuklarda astım ve solunumsal infeksiyon riski 2 kat
artmaktadır.
Çocuklarda akciğer kanseri kronik bronşit sıklığı
artmaktadır.
Kocası sigara içen kadınlarda akciğer kanser ile ölüm
2-3 kat artmaktadır.
Sigaranın çocuklar üzerindeki
etkileri
• Anne-babanın sigara kullanımı çocuklarda alt solunum
yolu enfeksiyonlarını (bronşit, pnömoni) % 50 arttırır.
• Astım riskini arttırır.Astımı kötüleştirir.
• Ani bebek ölümlerine yol açtığı düşünülmektedir.
• Çocuklarda meningokok hastalığını kolaylaştırdığı
düşünülmektedir.
Sigaranın Zararlı Etkileri
Sigara yılda milyonlarca ölüme sebep olur.
Sigara içicisinin ömrü 15-25 yıl kısalır.
Bir çalışmada sigara içmeyen erkeklerin %78’inin
içenlerin ise ancak %42’sinin 73 yaşına geldiği
bulunmuştur.
Tek önlenebilir ölüm sebebidir.
Sigaraya bağlı hastalıkların tedavisi önemli bir
ekonomik yük getirmektedir.
Sigara dumanına maruz kalanlar da risk altındadır.
Dışarıya üflenen sigara dumanında zehirli gazlar dışında
çok küçük parçacıklar da bulunur. Bunlar akciğerin uç
bölgelerine ulaşarak zarar verirler.
Sigaranın katarakt gelişiminde etkili olduğu
görülmüştür.
Sigara içenlerde yüzdeki kırışıklıklar daha fazla ve
daha derindir.Ayrıca saç beyazlaması ve dökülmesi de
daha fazla görülür.
Sigara içenlerde işitme kaybı % 70 daha fazladır.
Sigara içen kadınlarda idrar kaçırma şikayetleri daha
çoktur.
NİKOTİN
Nikotin psikoaktif (ruh durumu üzerine etkili) bir
ilaçtır.
Eroin ve kokaine yakın bağımlılık yapar.
Uyarıcı veya yatıştırıcı olarak etki edebilir (stimülan
veya sedatif).
Konsantrasyon ve kısa süreli hafızayı arttırıcı etkisi
vardır.
Sabah ilk sigaranın nikotinden dolayı haz verici etkisi
yüksektir.
Gün boyunca nikotine duyarlılık azaldığından daha fazla
sigaraya gereksinim olur.
T Ü T Ü N
Başta sigara olmak üzere tüm tütün ürünleri bir çok
hastalığa yol açması veya tedaviyi olumsuz etkilemesi
açısından önemlidir.
Tütünün Etkileri
• Farmakolojik
• Toksik
• Mutajenik
• Kanserojenik
İnflamatuar (Oksidan, proteaz,mediatör salınımı)
Tütündeki maddeler
• Kansere yol açan maddeler
• Kanseri ilerletenler
• Zehirli ve tahriş edici maddeler
• Uyarıcılar, zevk vericiler, aromatik maddeler
Tütündeki madde çeşitleri
• 3882 Toksik Madde
• Polonyum -210 KANSEROJEN
• Radon RADYASYON
• Metanol FÜZE YAKITI
• Toluen TİNER
• Kadmiyum AKÜ METALİ
• Bütan TÜPGAZ
• DDT BÖCEK ÖLDÜRÜCÜ
• Siyanür GAZ ODASI ZEHİRİ
• Aseton OJE SÖKÜCÜ
• Katran ASFALT
• Naftalin GÜVE KOVUCU
• Arsenik FARE ZEHİRİ
• Amonyak TUVALET TEMİZLEYiCİSİ
• CO EKSOZ DUMANI
• Asetik Asit SİRKE
• Kloroform ANEZTEZİK
• Nikotin BAĞIMLILIK YAPICI
Kadın ve Sigara
Sigara kadınlarda infertilite riskini arttırır.
Düşük, dış gebelik, ölü doğum, düşük tartılı doğum ve
prematüre doğum riski artar.
Sigara içen annelerden bebekleri kanser riski taşıyan
genetik mutasyonlar geçebilir.
Çok miktarda sigara kullanımı erkeklerde impotansa
katkıda bulunur.
Sperm yoğunluğunda ve hareketliliğinde azalmaya yol
açar.
Spermatozal DNA fragmantasyonu yapar Sperm
konsantrasyonunu bozar.
Sigara kadınlarda osteoporoz ve deri kırışıklarını
arttırır.
Sigara içen kadınlarda menapoz sonrası dönemde kalça
kırığı riski 60 yaşında % 17, 70 yaşında % 41 fazladır.
Gebelik ve Sigara
• Prematür doğum
• Erken membran rüptürü
• Düşük doğum ağırlığı
• Intrauterin büyüme geriliği
• Ani bebek ölümü
• Konjenital anomaliler
• Solunum problemleri
• Intrayentriküler hemoraji
• Persistan pulmoner hipertansiyon
• Kraniosinostozis
• Retinel vasküler anomaliler
• İnfantil kolik ile ilişkilidir
• Menstrüel siklus düzensizlikleri
• İnfertilite
• Ektopik gebelik riski
Sigara ve Akciğer Hastalıkları
Sigara hemen hemen tüm akciğer hastalıklarında risk
faktörüdür.
Grip,üst solunum yolu enfeksiyonları, pnömoni sigara
içenlerde daha fazla görülür.
Sigara, kronik zeminde mikroorganizmaların özellikle
solunum epiteline bakteriyel adherensinde artışa neden
olur.
Kronik bronşit, amfizem çoğunlukla sigarayla
ilişkilidir.
Sigara içen astımlarda şikayetler ve klinik bulgular
ağırlaşır.
Sigara ve Kalp Hastalıkları
30'lu ve 40'lı yaşlarda sigara içenlerin kalp krizi
geçirme riski içmeyenlerin 5 katıdır.
Sigara kalp hastalıklarına bağlı ölümlerin en az %
20'sinden sorumludur.
Sigara HDL (iyi yağ)'yi düşürür.
Kadınlarda östrojen eksikliği yaparak kalp
hastalıklarını arttırır.
Kadın içicilerde kalp krizi riski erkek içicilere göre %
50 daha çok artış gösterir.
Sigara koroner arter hastalığı için major risk
faktörüdür.
Sigara içenlerde miyokard infarktüsü riski 2.5 kat
artmaktadır.
Pasif içicilerde kalp hastalıklarına bağlı ölümler % 30
artış göstermiştir.
Başta koroner arterler olmak üzere tüm arteriyel
sistemde yetmezliklere yol açarlar.
Sigara akut olarak kan basıncında 10 mmHg'lık artış
yapar.
Sigara içen hipertansiyon hastalarında kalp ve böbrek
problemleri daha sık görülür.
Hipertansif hastalarda sigara bırakıldığında koroner
arter hastalığı riski % 35 - % 40 düşer.
• Nikotin damar endotelinde morfolojik değişiklikler
yapar.
• Damar endotel hücresinde DNA sentezini uyardığı ve
vasküler proliferasyona yol açtığı gösterilmiştir.
Sigara ve Diabet
Sigara içenlerde diyabet gelişme riski 1.4-3.3 kat
artmaktadır.
Diyabetiklerde makro ve mikrovasküler komplikasyon
artmaktadır.
Diyabetik sigara içicilerinde HDL azaldığından koroner
arter hastalığı riski daha belirgindir.
Glisemi kontrolü sigara içen diyabetlilerde kötüdür
Sigara içen diyabetiklerin nefropati riski içmeyenlerden
fazladır ( Mikroalbüminüri nedeniyle).
Nöropati riski Tip I ve II diyabetlilerde artar
Sigara ve Nörolojik Hastalıklar
Günde 1 paket sigara içenlerde felç geçirme riski 2.5
kat artar.
Doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda sigara felç
riskini arttırır.
İntraserebellar hemoraji riski iki kat
Serebral infarkt riski üç kat artmaktadır.
Vasküler demans oluşumunu kolaylaştırır.
Parkinson hastalığının erken semptomlarını baskıladığı
için tanı konulmasını geciktirir
Sigara ve KBB Hastalıkları
Sigara üst solunum yollarında ödem, mukus sekresyonu ve
mukosilier transport inhibisyonu yapar.
Nazal ve nazofaringeal mukozal klirensi bozar.
Üst solunum yollarında bakteri ve virüs kolonizasyonuna
zemin hazırlar.
Östaki borusunda yetersizliğe yol açar.
Aktif ve pasif sigara içimi otitis media riskini
artırır.
Menier hastalığı, akut işitme kaybı gibi durumlarda
tedaviyi etkileyeceğinden sigara bıraktırılmalıdır.
Aktif ve pasif sigara içiciliğinde paranazal sinüzit
riski artmaktadır.
Sigara içenlerde larenjit sık görülür.
Sigara ve İskelet Sistemi
Sigara yeni kemik oluşumunu önleyerek osteoporoza sebep
olur.
Sigara içen kadınlarda menapoz sonrası dönemde kalça
kırığı riski 60 yaşında %17, 70 yaşında %41 fazladır.
Omurgada bozukluklara yol açar.
Sigara içenlerde bel ağrıları daha fazla görülür.
Sigara içenlerin kemikleri yoğunluk kaybeder; kırıklar
daha kolay olur ve iyileşme %80'e kadar daha yavaş olur.
Günde 1 paketten fazla içenlerde sırt problemleri de
daha fazladır.
|
|
|
|
|
|
|
|
|